Showing posts with label Sok Geçirme Bilinç Kaybı?. Show all posts
Showing posts with label Sok Geçirme Bilinç Kaybı?. Show all posts

Wednesday, January 29, 2014

Şok Şok Geçirme Bilinç Kaybı

Şok Hali, Şok Geçirme, Şok ve Bilinç Kaybı

Şok ya da bayılma hali, damarlardaki ka­nın bazen azalması, bazen de damarlara in­tibak etmekte güçlük çekmesinden kaynak­lanan bir kan dolaşımı bozukluğudur.

Bu tür bayılmanın ciddi olup olmadığını siz bilemezsiniz. Bunu ancak bir doktor söy­leyebilir. Ancak basit bir bayılma olayında bi­le ne yapılması gerektiğini bilemezseniz, bu bile felaketle sonuçlanabilir.

Şok Belirtileri

Had bir zedelenme, şiddetli bir ağrı, bir kanama ya da ciddi hastalıklardan sonra, kan damarlarının çevresindeki kaslar ya tam ola­rak gevşer veya aksine aşırı gerilir: Bayılmayla sonuçlanan şoklara, bu sebep olur.

Kişinin yüzü solar, soğuk ter atar. Bilin­cini kaybetmese bile, normal halinde değildir. Kuşkulu, telaşlı, tutarsızdır. Ölçülmesi de zor­laşır. Parmak uçlan soğur. Üşümekten ve su­samaktan şikâyet eder.

Şok Geçirme Durumunda Tedavisi ve Yapılması gereken

Derhal doktordan yardım isteyin. Bu arada bayılan kişinin sıcak kalmasını sağ­layın. Kendisini sırt üstü yatırıp, gerekti­ğinde ayaklarını biraz daha yukarı kaldı­rın. Böylece beynine daha çok kan ulaş­masını sağlayabilirsiniz.

Özellikle onu ayakta ya da oturur du­rumda bırakmayın. Beyni kanla gerekti­ği kadar beslenmediğinden, bayılıp düşebilir.

Bayılma ya da şok durumundaki biri­nin kan dolaşımı, yarı boş bir şişeye ben­zetilebilir, içerdeki sıvının bütün şişeye yetmesi isteniyorsa, hastayı sırt üstü ya­tırmak gerekir.

Beyninin kanla beslenmesi gereken kişi sırt üstü yere yatırıldıktan sonra, tıbbi yardım beklemek gerekir.
Devamını Oku »

Şok Geçiren Hastanın Tedavisi

Şok Geçirme, Şok Geçiren Hastanın Bakımı, Tedavisi

Bakım sırasında her türlü fizik hareketlerden kaçınılmalıdır. Ancak has­tayı rahatlaştıracak, sürgü verme, el ve yüz yıkama tedbirleri alınmalıdır. Has­tayı trendelenburg pozisyonunda tutmadan evvel doktorun talimatı alınır. Çünkü bazı vakalarda trendelenburg pozisyonu üst taraftaki iç kana­maları artırır. Batın organlarının diyafragmaya baskıları da solunumu güçleştirir. Bu ihtimalleri göz önüne alarak tıbbi tedaviden evvel hastayı düz olarak tutmakta fayda vardır. Hastayı sakinleştirmek için barbûtüratlar kul­lanılabilir. Ağrıların giderilmesi için tıbbi tedavi uygulanır. Çünkü ağrı başlı başına şok yapabilir. Hastaya neler yapılacağı hakkında bilgi vermek ve onun sorularına uygun biçimde cevaplandırmak da endişelerin giderilmesi yönünden gereklidir.

Şoke olmuş bir hastaya ilaç verirken, periferik dolaşımın bozulmuş olduğu dikkate alınmalıdır. Deri altı enjeksiyonlar bu nedenle tavsiye edilmez. Deri altı yoluyla ilaç vermek gerekiyorsa, dolaşımın normale dönmesi beklenir.

Değilse fazla dozların doğurabileceği komplikasyonlar sonucu durum kötüleşir.
Hastanın tansiyonu, her 5 veya 10 dakikada bir ölçülmelidir. Tansiyo­nun yükselip alçalmasına göre ayarlanan ilaç dozları bakımından, çok gerekli­dir. Doku nekrozu yapan ilaçların enjeksiyondan sonra herhangi bir gelişme yapıp yapmadığı da enjeksiyon bölgesinde izlenmesi gereken önemli husus­lardan birisidir.

Bakım esnasında şoku meydana getiren sebebe yönelik tedavi uygu­lanır. Dolaşım sıvı ya da kan kaybı ile yavaşlamış kalp volümü azalmış ise, böbrek üstü bezi salgısı olan epinefrln zamanla etkisiz kalarak denkleştirici damar daraltma özelliği kaybolur. Bundan dolayı önceleri normal olan tan­siyon, sonra düşer. Dolaşım iyice yavaşlar, dokularda anoksemi meydana gelir. Solunumun sağlanması ve oksijen verme işlemlerine çabuk başlanmazsa dokularda harabiyetler meydana gelir. Özellikle sinir sistemi, karaciğer, böbrekler ve akciğer dokuları öncelikle harabiyete uğrar. Diğer belirtiler ve tansiyon düşüklüğünün sonucu doku nekrozları hızlanır.
Şok sebebi sıvı ya da kan kaybı ise, öncelikle kaybedilen, sıvının yerine konmasına çalışılır. Kan verilmesi gereken vakalarda kan bulununcaya kadar, kan yerini tutacak plazma ya da plazma yerini tutan sıvılar uygu­lanır. Bu sıvıların bulunması gecikirse serum fizyolojik verilir. Kan, tansiyon normale dönüşene kadar istenilen hızda verilmelidir.
Oksijen açlığının giderilmesi için oksijen verme işlemine aynı zamanda başlanabilir.
Elektrolit dengenin bozuk olması halinde veya yetersizliğinde damar­dan veya ağız yoluyla uygun sıvılar ve elektrolitler verilir.

Kan hacmi normale döndürüldükten sonra, damarları daraltan ilaçlar verilir. Şok, kalp yetmezliğine bağlı ise kalp tonikleri verilir.

Kortizon tedavisi görmüş bir hastanın böbrek üstü bezi atrofiye uğrayabilir. Bunun sonucu olarak primer şok hızla gelişir. Böyle vakalarda da­mardan kortizon verilerek şok tedavisi yapılabilir.
Devamını Oku »

Şuur Kaybı Bilinç Kaybı ve Tedavisi

Şuur Kaybı İlk Yardım ve Acil Bakım Tedavisi

Geçici Bilinç Kaybı Nedir

Komatöz vakalarda, koma sebebi açığa çıkarıldıktan sonra ve hastanın çevresi araştırıldıktan sonra ilk yardıma yön verilir. Hastanın soluk yolunun açık tutulması ve solunumun sağlanması, ilk önce yapılması gereken müdahale olmalıdır. İmkanlara dayanan oksijenasyon tercih edilir. Suni solunum yaptırılmaya imkan olmayan baş ve göğüs yaralanmalarında, tıbbi-cerrahi müdahale acilen gerçekleştirilmelidir. Baş travması ve vertebra kırığı daima araştırılmalıdır.

Normal vücut fonksiyonlarının devam ettirilmesi ve gelişmiş komplika-syonların giderilmesi çalışmalarıyla acil bakım devam ettirilir. Acil bakım sırasında, sonradan çıkacak vücut fonksiyonlarını bozucu durumlar kontrol altına alınmalıdır.

Bu genel açıklamalardan sonra yapılacak âcil bakım uygulamaları şunlardır:

• Hasta uygun yere taşındıktan sonra, solunum kontrol edilir,

• Soluk yolunun açık kalması sağlanır,

• Solunum durmuşsa hemen suni solunuma geçilir,

• Elbiseler sıkı, ya da sıkacak durumda ise elbiseler gevşetilir,

• Solunum gürültülü ve hırıltılı ise hasta yan yatış ya da yüzükoyun pozisyonda yatırılır. Gerekli ise ve baş göğüs travması yoksa hastaya trendelenburg pozisyonu aldırılır. Bu pozisyonda akciğerdeki salgı dışarı atılır,

• Solunum normalse, hasta sırt üstü yatırılarak, baş yana çevrilir. Veya yan yatış pozisyonuna alınır.

• Koma sebebi yok edilmeye çalışılır.• Hastanın ısısı muhafaza edilir. Dışardan ısı uygulanmaz.
Devamını Oku »

Sok Nedir Sok Cesitleri Nelerdir



Şok Nedir, Şokun Özellikleri ve Şok Çeşitleri
Tanım : Şok dolaşım sisteminin akut ve kompleks bir şekilde fonksiyonunu yerine getirememesi sonucu dokuların ihtiyacı olan oksijen ve diğer besin maddelerinin sağlanamaması durumudur. Bütün şoklarda kan basmcı düşmüştür ve kam dokulara perruze edecek yeterli basınç yoktur. Şok,hızla ilerleyen,hayatı tehdit eden bir durumdur. Çok iyi gözlem ve hızlı uygun bir tedavi ile birçok hastanın tamamen iyileşmesi mümkündür.
Kan basıncını etkileyen faktörler nelerdir?
Kardiyak outputta,periferik dirençte veya venöz kan dönüşünde bir azalma olursa kan basmcı düşecek,şok ortaya çıkabilecektir.

Klinik özellikler:
Hipotansiyon, Zayıf ince nabız, , Soğuk terleme, Hızlı soluma, Susamışlık hissi, Çok az,yoğun idrar,
Huzursuzluk, Şokun ilk belirtilerinden biri anksiyete dahildir. Hasta kendini kötü hissediyor.
Şokun sınıflandırılması
Evre 1 ( Kompanse şok)
Bu evrede semptonlar belirgin değil, hafif anksiyete, Kan basıncı ve kalp debisi normal veya hafif düşmüş, Kompansasyon mekanizması olan periferik vazokonstriksiyona bağlı uçlarda ve ciltte soğukluk, taşikardi.
Bu döneme preşok dönemi de denir. Normal bir kişi kan volümünün % 10 nun veya 1000 mi sim kaybederse bu duruma girer.

Evre 2 (Dekompanse şok)

Hipovdemik şokta bu evrede kanın %20-25'şi kaybedilmiştir.

Bu evrede doku perfliziyonunun yetersizliğini önlemede kompansasyon mekanizmaları yetersiz kalır. Klasik şok bulguları gelişir. kan basmeı ve kalp debisi düşer nabız filoform veya alınamaz, huzursuzluk, Oligüni, soğuk tenli cild,extnemitelerde siyanoz, taşikardi
Evre 3 (irreversibl şok)

Uzun süren şok tablosu durumunda aşırı doku perfuzyon bozukluğu, hücresel fonksiyon bozukluklarına yol açar. Bu dönemde

Mikrosirkülasyon bozulur

Ağır metabolik asidoz gelişir

Doku hipoksisi olur

Organ fonksiyon bozuklukları olur

Şok tablosu oluşturan en önemli üç neden kalp hastalıkları (kardiojenik), hipovolemi ve sepsistir.

Şokun Çeşitleri
1. Kardiojenik şok

2. Psikojenik şok

3. Nörojenik şok

4. Toksik/Septik şok

5. Anafilaktik şok

6. Hipovdenik şok

Kardiyojenik şok

Kalbin pompalama fonksiyonunun bozulması ve kardiyonik outputun azalmasıyla ortaya çıkar.Kalp atım hızı veya her atımda pompalanan kan miktarı azalmıştır. Genelde miyokardiak enfarktüsün komplikasyonu olarak ortaya çıkar.

Psikojenik şok


Duygusal travma veya psikolojik şok sonucunda ortaya çıkabilir. Bu durumda geçici bladikardi görülür, bu da kardiak outputu azaltır, ve kan basmcı düşer. Aynı zamanda periferal vazodilatasyon ve periferal dirençte azalma olur. Şerebral hipoperfuzyon sonucu hastanın bilinci kaybolabilir.

Nörojenik şok

Şiddetli ağnsı olan hastalarda veya beyin ve spinal yaralanmalarad

görülebilir.

Ağrıda ilk dönemlerde kan basıncı yükselenbilir. Ancak ağn uzun

sürerse veya çok şiddetliyse şoka neden olabilir.

Toksik / Septik şok

Periferal direnç azalır ve kan basmcı düşer.Bunu yanmda toksemi kapillerin geçirgenliğim arttırır. Bu da damarlardan dokulara plazma ve sıvı geçişine neden olur. Sonuçta Intravasküler volüm ve kalbe dönen kan miktarı azalır. Kardiak output azalır kan basıncı düşer. Septik şokta hastanın cildi pembe ve ılıktır.

Anafılaktik şok


İlaç,besin,an,böcek sokması veya başka bazı maddelere alerjik reaksiyon sonucunda vücutta büyük oranda histamin salgılanması ile ortaya çıkar. Histamin vazodilatör bir maddedir. Şiddetli hipotansiyona ek olarak genellikle bronkospazm da gelişir. Bütün vücutta yaygın vazodilatasyon, kan basıncmda düşme görülür. Vazodilatasyon ciltte kızarıklıklara neden olur.
Devamını Oku »