Showing posts with label Prostat Hakkinda Bilgiler. Show all posts
Showing posts with label Prostat Hakkinda Bilgiler. Show all posts

Saturday, May 10, 2014

Prostat Kanserinde Evreleme

Prostat Kanserinde Evreleme

Histopatolojik olarak tanısı konulan prostat kanserinin gerek klinik gerekse patolojik evrelemesindeki amaç prognozu doğru olarak değerlendirip uygun tedavi seçeceğini belirlemektir.

Klinik Evreleme

Günümüzde prostat kanserini klinik olarak evrelenmede 2 farklı evreleme sistemi bulunmaktadır. Bunlardan biri Whitmore-Jewett olup, bu sistem 1956 yılında Whitmore tarafından tanımlanmış, 1975’te ise Jewett tarafından modifiye edilmiştir (178,179). Diğeri ise TNM sistemi olup the American Joint Comitte for Cancer Staging and End Results Reporting tarafından 1975’te kabul edilmiş olup daha sonra American Joint Comittee for Cancer Staging ve Internatıonal Union Against Cancer 1997 yılında yeni TNM sistemini kabul etmiştir (tablo 1) (180,181). Klinik evreleme DRM, serum tümör belirleyicileri, histopatolojik grade, radyoloji ve lenfadenektomi ile yapılmaktadır.

Prostat kanserinin evrelenmesinde PM rutin olarak yapılmakta olup subjektif bir metoddur. Küçük gruplarda yapılan ilk çalışmalarda PM ile extraprostatik yayılım tesbit edilen hastalara yapılan radikal prostatektomi ile %25 oranında benzerlik görülmüştür (121). Partin ve ark.’ları PM ile kilinik olarak organa sınırlı kabul edilen ve radikal prostatektomi yapılan hastaların patolojik değerlendirilmeleri sonucunda gerçekte %52’nin organa sınırlı olduğu, %31’inde kapsül tutulumu olduğu ve %17’sinde ya veziküla seminalis yada lenf tutulumu olduğunu tesbit etmişlerdir. Yine aynı seride PM’de extraprostatik yayılım olduğu tesbit edilen 36 hastanın %19’unun organa sınırlı olduğu %36’da kapsül tutulumu olduğu ve %45’inde ya veziküla seminalis ya da lenf tutulumu olduğunu tesbit etmişlerdir. Bu çalışmadaDRM’nin tek başına organa sınırlı tümörü belirlemedeki sensitivitesi %52, spesifitesi %81’dir

İki serum prostat tümör beliryecisi vardır. Bunların biri prostatik asid fosfataz (PAP) diğeri ise prostat spesifik antijen (PSA)’dır. PAP, prostat spesifik antijenin rutin kullanımından önce prostat tümörünün evrelendirilmesinde yaygın olarak kullanılmaktaydı. Enzimatik fosfataz aktivite insan çeşitli doku ve organlarında yaygın olarak bulunmaktadır. Tesbit edilen PAP’ın prostata özgü bir izoenzimi bulunmamaktadır. PAP aktivitesi prostatta diğer organlara göre 1000 kat fazla bulunmasına rağmen prostata özgü değildir. Radikal prostatektomi sonrası serumda tesbit edilebilmektedir. Ayrıca prostatik manüplasyonlar dışında diğer tümörler, böbrek, iskeler ve karaciğer hastalıklarında serum PAP düzeyi yükselmektedir. Serum PAP tayin yöntemleri enzimatik yöntem, counter immunelektroforez (CIEP), radioimmunoassay (RIA) ve monoklonal radiometrik yöntemlerdir. Asit fosfat ın prostatik fraksiyonu için en spesifik substrat timolftalein monofosfattır. PAP’ın radioimmunoassay ile ölçülmesi ileri evre tümör için enzimatik yöntemlere göre daha fazla sensitif olmasına rağmen spesitifesi daha azdır. PAP’ın hidrolizi için timolftalein monofosfattın kullanıldığı enzimatik yöntem (Roy enzimatik yöntem) asid fosfataz seviyesini yükseltecek diğer hastalıkların yokluğunda ileri evre tümör için spesifik bir yöntemdir (182). Çeşitli çalışmalar PAP’ın seviyesi extraprostatik yayılımı ve lenfatik tutulumu ekarte ettirmez. Klinik olarak lokalize prostat kanserini tanıda etkili değildir. Okkult metastazı olanda da yüksek olabilir. Gün içinde gerek normalde gereksede prostat kanserinde farklılıklar göstermektedir. Ayrıca pH, ısı ve zamanda PAP sonucunu etkiler (145). PAP’ın serum PSA’ya katkısı preoperatif dönemde extraprostatik yayılımı tanıması olmakla birlikte yinede hiçbir evrede PSA kadar sensitif değildir

Çeşitli çalışmalar serum PSA düzeyinin direkt olarak klinik ve patolojik evre ile kolerasyonunu göstermiştir.Buna rağmen vakaların çoğunda serum PSA düzeyi tümörün evresi hakkında her zaman doğru bilgi vermez. PSA direkt olarak tümör volümü ile ilişkili olup bazı değişkenlerde total PSA düzeyini 0.3 ng/ml ( Yang Pros-Check poliklonal immunoklonal yöntem ) arttırdığını göstermişlerdir (183). Partin ve ark.’ları ileri evre prostat kanserlerinin daha yüksek grade ve daha yüksek volümde tümör içerdiğini göstermiş ve bunların tümörün her gramına karşılık daha az PSA ürettiğini belirtmişlerdir (184). Genel olarak kabul edilen serum PSA düzeyi 4 ng/ml’den az olan kişilerin yaklaşık %70-80’i patolojik olarak organa sınırlı olduğu, serum PSA düzeyi 10 ng/ml’den fazla olan kişilerin %50’den fazlasında genellikle kapsül tutulumu olduğu serum PSA düzeyi 50 ng/ml’den fazla olan kişilerin çoğunun (%75 ) lenf nodu pozitif olduğudur

Prostat kanserinin histolojik grade’nin değerlendirmesinde en yaygın olarak kullanılan sistem Gleason sistemi olup tümörün yayılımı ile direkt olarak koreledir. Glandüler yapılan diferansiyasyonuna göre 1 ile 5 arasında derecelendirme yapılır. Gleason sisteminde spesimendeki en sık (primer patern) ve ikinci en sık (sekonder patern) patern tesbit edilerek bu iki patern toplanır ve Gleason skoru elde edilir. Bunun sonucunda en düşük skor 2 ve en yüksek skor 10 olarak elde edilir. Gleason skoru 2-4 iyi, 5-7 orta, 8-10 kötü derecede farklılaşmış karsinomları gösterir. Dünya Sağlık Örgütü derecelendirmesine göre WHO derece 1 (iyi), derece 2 (orta), derece 3 (kötü) farklılaşma derecelerinin bu sistemle özdeş olduğu kabul edilir (129). T1c kanserlerinin yaklaşık %10’unda tümör volümü 0.2 cc’den Gleason skoruda 7’den az (klinik olarak önemsiz) olup %16’da tümör volümü 0.2-0.5 cc ve Gleanson skoru 7’den küçük (minimal hastalık), %37’si Gleason skoru <> 7 ve extrakapsüler yayılım yada lenf ve / veya veziküla seminalis tutulumu vardır

Prostat kanserinin evrelendirilmesinde kemik sintigrafisi, intravenöz pyelografi (IVP), magnetik rezonans görüntüleme (MRG) ve bilgisayarlı tomografi (BT) ve transrektal USG (TRUS) kullanılmaktadır. IVP, böbreklerin fonksiyonu ve lokalizasyonu (ekopik böbrek), mesane kapasitesi ve herhangi bir patoloji olup olmadığı ve tümörün trigon ve üreter alt uçları ile olan ilişkisini gösterir. Ayrıca kemik sintigrafilerindeki görüntülerin dejeneratif artrit, geçirilmiş travma, Paget hastalığını ayırmak için direkt grafilere ihtiyaç vardır. Metastazda tipik osteoblastik lezyonlar saptanır. Kemik sintifrafisi metastaz için en sensitif metoddur (185). Kemik grafileri ile metastaz tesbit edilemeyen hastanın en az %25’inde sintigrafi ile metastaz tesbit edilmiştir (186). Yalancı negatiflik oranı %8 olup yalancı pozitiflik oranı ise %2’den azdır (187 ). Tanı direkt grafilerle doğrulanmalıdır. Serum PSA düzeyi 10 ng/ml’den düşük ve kemik ağrısı olmayan kişilerde sintigrafide pozitif sonuç elde etme olasılığı düşüktür. BT ve MRG, tümörün lokal yayılımı ve lenf metastazı açısından düşük sensitiflikleri nedeniyle rutin olarak kullanılmamaktadır. Lenf nodu tutulumu açısından pelvik görüntüleme yüksek riskli hastalara yapılmalıdır (serum PSA>20 ng/ml, PM’de lokal ileri evre palpasyon bulgusu, TRUS-biopside kötü diferansiyasyon tesbiti). Extrakapsüler yayılım açısından BT’nin sensitivitesi %55-75, spesifitesi %60-73 iken , MRG’nin sensitivitesi %44-77, spesifitesi %57-88’dir. Lenf nodu tutulumu açısından BT’nin sensitivitesi %22-100, spesifitesi %86-96 iken MRG’nin sentivitesi %44-69,spesivitesi ise %95-100’dür

Pelvik lenfadenektomi prostat kanserinin evrelendirilmesinde lenfatik invazyonu belirlemede hala en doğru tekniktir. Pelvik lenf metastazı direk tümörün T evresi, serum PSA düzeyi ve Gleanson skoru ile koreledir. Çalışmalar klinik olarak lokalize prostat kanseri tesbit edilen hastaların %5-12’de ya makroskopik yada mikroskopik lenfatik metastaz olduğunu göstermiştir(131). Pelvik görüntüleme yöntemleri ile büyük pelvik lenf nodlarının tesbiti, serum PSA düzeyinin 20 ng/ml’den yüksek olması, TRUS-biopside kötü diferensiye tümör (Gleason 8-10) tesbit edilmesi, DRM’de lokal ileri evre tümör palpe edilmesi laparoskopik pelvik lenf nodu diseksiyonu endikasyonunu oluşturur.

Bu non-invazif evreleme metodları prostat kanserinin mikroskopik yayılımları tesbiti için yetersizdir. Daha sensitif periferik kanda sirküle eden kanser hücrelerini tesbit etmeye odaklanmıştır. Eğer periferik kanda sirküle eden tümör hücreleri bulunuyorsa bunlar endirekt olarak sirküle eden PSA mRNA’yı tanımlayan DNA’nın reverse transkripsiyonu ve polimeraz zincir reaksiyonu (PCR) ile PSA’yı kodlayan DNA’nın amplifikasyonu ile olmaktadır (145). Katz ve ark.’ları PCR yönteminin patolojik evreyi diğer prognostik faktörlere göre daha iyi belirlediğini göstermişlerdir (188). PCR-PSA, prostat kanseri olmayan kişilerde ve kadınlarda negatiftir.Bundan dolayı pozitif PCR-PSA prostat kanser hücrelerine spesifik olmakla birlikte patolojik yayılımı ile direkt olarak koreledir.
Devamını Oku »

Prostat Buyumesi Belirtileri Nedenleri

Prostat Büyümesi Belirtileri Veren Hastalıklar

Aynı belirtileri veren prostat büyümesi ye prostat kanseri­nin tedavi prensipleri tamamen değişiktir. Önceki bölümlerde okurlarımızı, bu iki hastalığın belirtileri teşhisi ve tedavisi hu­susunda aydınlatmaya çalışmıştık.

Aşağı İdrar Yolu Darlıkları

Aşağı idrar yollarında iltihaplanmalar, kazalar ve daha önce konulan katederler neticesinde darlıklar meydana gelebilir.
Aynı prostat büyümesinde olduğu gibi bu hastalarda idrar­larını rahat olarak yapamazlar. İdrarları ince gelir ve ileri doğru fışkırtamazlar, sık sık ve yanma sızılı olarak idrarlarını yapar­lar. Tedavi edilmedikleri takdirde, prostat büyümesinde oldu­ğu gibi neticede böbreklerin çalışması bozulur.
Bu hastalarda teşhis, röntgen muayeneleri ve aşağı idrar yo­lunun kontrolü ile yapılır.
Tedavide değişik metotlar ile aşağı idrar yolları genişletilir.

İdrar Torbası Taşları

İdrar torbası taşları, idrar torbasında teşekkül ederler veya böbreklerden düşerek idrar torbasında büyürler.

Taşlar idrar torbasında iltihaplanmalara ve kanamalara se­bep olurlar. Bu hastalar idrarlarında yanma ve sızı hissederler. Sık sık ve az miktarlarda idrar yaparlar. Taş, idrar deliğinin çıkı­şını tıkarsa, idrar tam olarak tutulur.
Teşhis, röntgen muayeneleri ve sistoskopi ile konulur.
Tedavide, hususi bir alet ile idrar yolundan girilerek taş kı­rılır.
Devamını Oku »

Prostat Kanseri Tedavisi Belirtileri Sebepleri

Prostat Kanseri Belirtileri, Prostat Kanser Nedir

Yapılan istatistiklerde, erkeklerde görülen bütün kanserle­rin içinde yüzde 10-15'inin "prostat kanseri" olduğu belirlen­miştir. Prostat kanseri, genellikle 60 yaşını geçmiş erkeklerde ortaya çıkar. En fazla görülmesi ise 70 yaşından sonradır. Yaş ilerledikçe prostat kanserine yakalanma ihtimali de artmakta­dır.
Prostat kanserinin sebebi bilinmemektedir. Prostat büyü­mesinde olduğu gibi prostat kanserinde de hormonların rolü üzerinde durulmaktadır.-
Prostat kanseri, esas prostat organından çıkar. Prostat bü­yümesinin ise idrar yolunu çevreleyen salgı yapan bezlerden meydana geldiğini belirtmiştik. Hastalarda hem prostat büyü­mesi, hem de prostat kanseri aynı zamanda bulunabilir.

Prostat kanseri, et rafına yayıldığı gibi, leğen ve omur kemiklerinde metastazlar meydana getirir. Akciğer ve karaciğere de atlayabilir.

Prostat Kanserinin Belirtileri

Prostat kanseri, prostat büyümesinde olduğu gibi aşağı id­rar yolunda daralmaya sebep olur. Bu daralmaya bağlı olarak hastalarda idrar şikâyetleri başlar. İdrar incelir ve ileri doğru fış-kırtılamaz. İdrarda bilhassa sona doğru yanma ve sızı hissi olur ve hastalar sık sık, az miktarlarda idrar yaparlar. Kanlı idrar çı­karmak da diğer bir belirtidir.
Kanseri Kemiklere atlamasına bağlı olarak, hastalar bel ve kalça ağrılarından şikâyet ederler. Bu şikâyet ile birçok hasta yanlışlıkla fizik tedavi uzmanına müracaat eder. Pubis kemiği üstünde ve rektumda da ağrılar hissedilir.

Prostat Kanserinde Teşhis

Prostat kanserinin teşhisi, rektumdan parmak ile yapılan muayene ile konur.Bu muayene ile prostatta kanserli bölge tes­pit edilir ve kanserin etrafına yayılma derecesi anlaşılır.

Bazı kan muayeneleri ve sistoskopi teşhiste yardımcı olur. Prostat büyümesinde olduğu gibi böbreklerin ilaçlı filminin (urografi) çektirilmesi şarttır. Bu muayene ile böbreklerin ça­lışması, idrar yollarının ve torbasının durumu anlaşılır. Aynı za­manda prostat kanserinin kemiklerdeki metastazları görülür.

Prostat Kanseri Tedavisi, Tedavi

Prostat kanserinin tedavisinde hormonlar ve bazı kanser ilaçları kullanılmaktadır. Şua tedavisi, bu hastalıkta diğer bir te­davi metodudur.
Şayet idrar yolunda darlık meydana gelmişse, prostata ka­palı ameliyat metodu (transurethral) uygulanır. Bu sayede, id­rar yolu genişletilerek hastanın rahat idrar yapması sağlanır.
Devamını Oku »

Acik Kapali Prostat Ameliyati ve Sonrasi

Açık Prostat Ameliyatı, Prostat Ameliyat

Ameliyat için cilt pubis kemiğinin üzerinden enine veya bo­yuna olmak üzere 10-15 santimetre uzunluğunda kesilir.
Daha önce prostat büyümesinde esas prostatı bir mandali­nanın kabuğuna, büyüyen bezlerin meydana getirdiği üç adet lobu ise, meyvesine benzetmiştik. Açık prostat ameliyatında bü­yüyen üç adet lop, esas prostatın içinden parmak ile sıyrılarak çıkarılır.

Kapalı Prostat Ameliyatı (Transurethral Metot)

Prostatları büyümüş ve ameliyat edilmesi gereken hastalar, haklı olarak ameliyatlarının bu metot ile yapılmasını istemek­tedirler. Vücutta ameliyat yarası olmamakta ve ameliyat sonra­sı devre de daha kısa sürmektedir. 1930'larda tatbik edilmeye başlanılan bu metot, günümüzde aletlerin son derece modern­leşmesi sayesinde yaygın olarak yapılmaktadır.

Bu metodda, resectoscope denilen alet ile idrar yolundan girilerek, büyüyen prostat lopları ince uzun parçalar halinde ke­silerek çıkarılır. Kesme ameliyesi kesici halkaya verilen elek­trik akımı ile sağlanır.

En tecrübeli bir operatör bile bu metot ile bir saatte 50 gram prostat kesebilir. Bir saatin sonunda ise metodun komplikasyonları ortaya çıkar. Bu bakımdan 50 gramın üzerindeki pros­tatlarda açık ameliyat metodu tercih edilir.
Açık prostat ameliyatından sonra hastanın hastanede kal­ma süresi 7-10 gün, kapalı metodda ise, 5-7 gündür. En önemli husus, kapalı veya açık metodda ısrar edilmemesi ve operatör tarafından hastaya göre en uygun metodun seçilmesi ve tatbik edilmesidir.

Her iki ameliyat metodunda da ameliyat sonrası aşağı idrar yolundan idrar torbasına balonlu kateter konulur. Amaç, gerek kanamaya mani olmak, gerekse ameliyat yarasının iyileşmesi­ni sağlamaktır.

Prostat Ameliyatı Sonrası, Prostat Ameliyatından Sonra

Prostat ameliyatı bugün korkulacak bir ameliyat olmaktan çıkmıştır. Aletlerin tekamülü ve tekniğin ilerlemesi sayesinde kanama görülmemektedir. Ameliyat sonrası idrar yollarında or­taya çıkabilen iltihaplanmalar, modern antibiyotikler ile önlen­mektedir. Ameliyat sonrası idrar tutamamak ise gerek hasta, gerekse operatör tarafından son derece üzücü bir durumdur. Gerekli tecrübeyi kazanmış bir operatör için bu ihtimal söz ko­nusu değildir.

Prostat hastalarınca en fazla merak edilen konulardan bir tanesi, ameliyattan sonra cinsel iktidardır. Prostat ameliyatının cinsel iktidara bir tesiri olmaz. Yalnız meydana gelen tek deği­şiklik, her iki metodda da cinsel münasebetten sonra sperm gel­memesi ve spermin idrar torbasına Dökülmesidir. Bunun sebe­bi, ameliyat sonrası Şekil 2'de görülen idrar torbası çıkışında bulunan kapama mekanizmasının ortadan kalkmasıdır.
Devamını Oku »

Prostat Tedavisi Tedavi Prostata Teshis

Prostat Hastalığı Teşhisi

50 yaşını aşmış ve idrar şikâyetleri ile başvuran hastalarda prostat büyümesinden şüphe edilir.
Prostat, rektum ile yakın komşudur. Bu komşuluktan istifa­de edilerek prostat muayenesi parmak ile rektumdan yapılır
Bu muayene ile prostatın büyüme derecesi teşhis edilir. Ay­nı zamanda prostatta kanser bulunup bulunmadığı anlaşılır

Prostat Tedavisi, Prostat Tedavi

Prostat İçin, Prostatı büyümüş ve idrar şikâyetleri bulunan hastalarda aşağıda belirtilen hususlar, prostat ameliyatının gerekliliğine karar verdirir. Hastalar idrar yaptıktan sonra idrar torbasında 150-200 cc. idrar kalıyorsa, hastaların idrarları birkaç defa tam olarak tutulmuşsa ve idrarlarında fazla miktarda kanamalar oluyorsa, prostat ameliyatının yapılmasına karar verilir. Hastala­rın idrar şikâyetlerinin çok fazla olması ve geceleri 5-6 defa id­rara kalkma da ameliyata karar verdiren diğer bir husustur.

Bugüne kadar prostatın büyümesine mani olacak veya bü­yümüş bir prostatı küçültecek bir ilaç bulunamamıştır.

Prostat ameliyatı açık ve transurethral (TURP) denilen ka­palı iki metot ile yapılır. Ameliyat metodunun seçimine prosta­tın büyüme derecesi karar verdirir. Genellikle 50 gramın altın­da ufak prostatlarda kapalı metot, 50 gramın üzerindeki büyük prostatlarda ise açık ameliyat metotları uygulanır.
Devamını Oku »

Prostat Nedir Kanseri Belirtileri Hakkinda Bilgi

Prostat Nedir, Prostat Kanseri Hakkında Bilgi, Prostat Hastalıkları

Prostatın yapısında bulunan bezlerin salgısı ince kanallar ile devamlı olarak az miktarlarda idrar yoluna akar. Bu salgı, cin­si münasebette artar ve sperm kanalından gelen sperm ile bir­likte idrar yoluna boşalır
Prostat salgısının vazifesi, sperm hücrelerini besleyerek on­lara canlılık kazandırmak ve spermi sulandırarak akıcılık getir­mektir.
Cinsi münasebet esnasında sperm kanalı ve prostat salgı­sının idrar yoluna boşalması görülmektedir. Bu boşalma esna­sında idrar torbasının çıkış deliği kapanarak, idrarın, idrar yo­luna geçmesi önlenir.
İlerde bahsedeceğimiz gibi, prostat ameliyatından sonra bu kapama mekanizması ortadan kalkar ve cinsi münasebette sperm, idrar torbasına boşalır.

Prostat Büyümesi Hastalığı, Prostat Belirtisi

Prostat büyümesinin önemi, idrar torbasının çıkışında, için­den geçen idrar yolunda darlığa sebep olmasıdır. Darlığın de­recesine göre hastaya idrar yapma şikâyetleri verdiği gibi, ileri devrelerde böbreklerin bozulmasına yol açar.
Prostat büyümesi 50 yaşını aşmış erkeklerin yüzde 30'unda görülür. Prostatta büyüme erkeklerde bu yaşlarda hormon se­viyelerindeki değişikliklere bağlanmaktadır.

Prostat büyümesi tabiri, esasında yanlıştır. Büyüyen pros­tatın kendisi değil, içinden geçen idrar yolunu çevreleyen sal­gı yapan ufak bezlerdir. Bu bezler büyüdükçe esas prostat, bü­yüyen bu bezler ile etrafını saran kapsül arasında sıkışarak bir kabuk halini alır. Misal olarak mandalinayı verebiliriz. Meyve kıs­mı büyüyen bezlere, kabuk ise bunu çevreleyen esas prostata benzetilebilir. Prostat ameliyatı esas prostatın değil, büyüyen bu bezlerin çıkarılmasını ifade eder.

Prostat Büyümesinin Belirtileri

Prostatları büyüyen hastaların idrar şikâyetleri, aşağı idrar yolunda meydana gelen darlığa bağlıdır. Başlangıçta az olan şi­kâyetler, prostatın büyümesine paralel olarak gittikçe artar.

İdrar, normale göre incelmeye başlar. Hastalar eskisi gibi idrarlarını ileriye doğru fışkırtarak yapamazlar, idrar yapma sü­resi uzar ve sonunda damlalar halinde gelir. Hastalar en fazla gece ve gündüz sık sık ve az miktarlarda idrar yapmaktan şikayet ederler. İdrara fazla kalkma sebebiyle uykuları bölünür. Has­talar idrar yaparken yanma ve sızı hissinden şikâyet ederler. Bu his idrarın sonuna doğru artar. Sık sık idrara çıkma ve yanma ile sızı şikâyetleri bağırsak bozuklukları ve üşütme neticesi ar­tar. Prostatı çok büyümüş hastalarda bu durumlarda idrar tam olarak tutulabilir.

Prostatı büyümüş hastalarda idrar yollarında iltihaplanma­lar sık görülür ve şikâyetlerinin artmasına sebep olur. İdrar yap­tıktan sonra külotu kirleten 1-2 damla kan gelebileceği gibi, bu kanamalar çok şiddetli de olabilir.Yukarı idrar yolları ve böbreklerde genişleme varsa, hasta­lar idrar yaparken bellerinde ağrı hissedebilirler. Böbreklerin ça­lışmasının bozulduğu durumlarda, kanda ürenin yükselmesine ait belirtiler ortaya çıkar.
Devamını Oku »