Showing posts with label Canlilar Bilimi. Show all posts
Showing posts with label Canlilar Bilimi. Show all posts

Monday, January 27, 2014

Canlilarin Beslenmesi Hakkinda

Canlılarda Beslenme

Canlıların Beslenmesi Genel olarak incelendiğinde hayvanların ve bitkilerin benzer besleyici madde ve elementlere gereksinimi vardır. Bitkiler topraktan su ve mineral maddeleri, havadan ise karbondioksit alırlar. Bunları güneşten elde ettikleri enerjiyi kullanarak kompleks moleküller haline getirirler. Hayvanlar ise bit­kileri veya birbirlerini yiyerek, hem enerjilerini hem de vücutlarına gerekli maddeleri bu gıdalardan temin ederler. Hayvanların bitkilere göre avantajı ise beslenmelerinde temel bileşikler olan aminoasitleri, yağ asitleri, basit şe­kerleri, diğer bitki ve canlıları yiyerek elde edebilmeleridir. Bitkiler bu mad­deleri direkt olarak elde edemezler, önce basit nişastayı sentezlemeleri gere­kir. Öte yandan hayvanlardaki proteinler birbirinin aynı değildir. Örneğin, bir geyikteki protein maddesi ile kurttaki birbirinden farklıdır. Bununla bir­likte hayvanlar, bitkilerden farklı olarak hayatta kalmalarını sağlayan bazı önemli aminoasit ve birçok vitamini kendileri sentezleyemezler ve bunları mutlaka diğer canlılardan özellikle de bitkilerden elde etmek zorundadırlar.
Devamını Oku »

Canlıların Özellikleri

Canlıların Özellikleri Nelerdir

Çok eski çağlardan beri canlılar ile cansızlar arasındaki farklarla ilgili olarak yorumlar yapılmıştır. Bilim dallarının henüz gelişmediği o yıllarda bu düşünceler felsefi tartışmalardan ileri gidemiyordu. Ancak canlılar hakkında bilgilerimiz arttıkça bu konuda birçok kanıt elde edilmiştir. Çevremizdeki varlıkları araştırmacı bir gözle incelersek canlı ve cansızları belli başlı şu özellikleri ile birbirinden ayırt edebiliriz.

1. Canlıların en önemli ortak özelliklerinden biri temel yapı birimleri­nin hücre olmasıdır. Hücreler bir mikroskop altında, hatta bazen büyüteç ve nadir de olsa çıplak gözle gözlenebilen yapılardır. Örneğin tavuk ve balık yumurtaları gözle görebildiğimiz hücrelerdir. Cansızların ise belirgin bir hüc­re yapıları yoktur. Bazen kristal yapıda görülebilirler.
2. Canlıların beslenme gereksinimleri vardır. Bütün canlılar dışarıdan aldıkları bir takım maddeleri kendi canlı maddeleri içerisine katabilirler. Bu olaya asimilasyon (özümleme) denir. Diğer taraftan da canlılar kendilerin­deki maddelerin bir kısmını parçalayarak yaşamları için gerekli olan enerji­nin açığa çıkmasını sağlarlar. Bu olaya da disimilasyon (katabolizma = madde yıkımı) denir. Cansız cisimlerin besin gereksinimleri yoktur. Bu ne­denle cansızlar metabolik faaliyetleri gösteremezler. Canlılar metabolik olaylar sonucu, büyümeleri için gereken yapı maddelerini oluşturur ve enerji açığa çıkarırlar. Bütün canlılarda metabolik olaylar görülür.
3. Canlılar uyarılabilir ve uyarana yanıt verebilirler. Yani çevrelerin­deki fiziksel ve kimyasal uyaranlara tepki gösterirler. Cansızlar ise, uyaran­lara karşı belli bir tepki göstermezler.
4. Canlılarda dış ortam farklı olmasına rağmen, iç ortam sabit tutulur. Buna homeostazi denir. Cansızlarda böyle bir durum yoktur.
5. Canlılar üreme özelliğine sahiptirler. Kendilerinin benzeri olan or­ganizmaları meydana getirirler. Cansızlarda ise üreme gibi faaliyetler görülmez.
6. Canlılar bulundukları ortama uyum (adaptasyon) yeteneğine sahip­tirler. Cansızlarda adaptasyon görülmez.
7. Canlılar hareket yeteneğine sahiptir. Bütün canlılar hareket ederler ya da durum değiştirirler. Bu hareket içten gelen bir enerji ve yönetim ile yer değiştirme şeklinde yapılır. Cansızlar ise herhangi bir kuvvet uygulanmadık­ça hareket edemezler. Yani yer değiştiremezler.
8. Canlılar doğma, büyüme, gelişme ve ölüm gibi niteliklere sahiptir. Cansızlar da ise yaşam belirtisi olmadığı gibi bu özelliklerin hiçbiri görülmez.
9. Canlıların büyük bir çoğunluğu belli bir organizasyon gösterir (sindirim, dolaşım,boşaltım sistemleri gibi). Cansızlar da ise böyle bir organizas­yon söz konusu değildir.
Devamını Oku »

Canlilar Bilimi Nedir

Canlılar Bilimi ve Canlı Bilimi

Dünya üzerinde gelişen uygarlıklarda üretilmiş olan bilgi ve teknoloji­ler M.Ö. 5. ve 6. yüzyıllarda gelişmeye başlayan eski Yunan uygarlığında bütünleşmiş, üretilen yeni bilgi ve teknolojiler de bunlara katılarak insanlık hizmetine sunulmuştur. M.S. 3. yüzyıla kadar geçen zaman içerisinde biyo­loji, fizik, kimya, astronomi ve tıp, matematik hariç hep felsefenin çerçevesi içerisinde kalmıştır. Bu yüzyılda bilim alanlarıyla uğraşan filozoflar hem fel­sefeci, hem de bilim adamlarıdır. M.S. 3.yüzyıldan sonra batı dünyasında bilimsel gelişmeler çok yavaşlamış ancak 15.yüzyıldan sonra rönesansın et­kisiyle bilimde canlanmalar görülmüştür. 16. yüzyıldan itibaren önce fizikte sonra fen bilimlerinde büyük gelişmeler olmuştur. 18.yüzyılda tıp ve sağlık bilimleriyle fen bilimlerinde büyük gelişmeler yaşanmıştır. Bugün bilim dal­ları felsefeden tamamen ayrılmış, fen bilimleri, sosyal ve beşeri bilimler ile tıp ve sağlık bilimleri olmak üzere 3 grupta toplanmıştır. Fen bilimlerinden biri olan Biyoloji canlı varlıkları inceleyen bir bilim dalıdır. Biyoloji terimini 1801 yılında Lamarck ve Treviranus birbirlerinden habersiz kullanmışlardır. Biyoloji terimi, eski Yunanca'da bios (hayat) ve logos (bilim) sözcüklerinin birleştirilmesiyle oluşmuştur. Bugünkü bulgularımıza göre biyoloji, canlıla­rın yapılarını, işleyişlerini, türleriyle ve çevre ile ilişkilerini inceleyen bir bi­limdir.
Devamını Oku »