Sunday, August 3, 2014

Ağız bakımı diş fırçalamaktan ibaret değil



Geçen hafta ağız ve diş bakımında yetersiz kaldığımızdan bahsetmiştim. Çoğumuz dişlerimizi sadece fırçalamanın yeterli olduğunu düşünüyor, ancak durum ne yazık ki böyle değil. Kimileri gerçekten ağız bakımına yeterli özeni göstermiyor ancak büyük bir çoğunluk var ki, dişlerine baktığını düşünüyor ancak doğru teknikleri ve/veya gerekli enstrümanları kullanmadıkları için bizim istediğimiz seviyede bir temizlik yapamıyorlar. Günde 3 kere diş fırçalayan bir hastama, diş köklerinde ciddi miktarda taş biriktiğini söylediğimde, yüzünde belirecek şaşkınlık ifadesini tahmin edebilirsiniz.

Ağız ve diş bakımı ne yazık ki sadece diş fırçalamakla geçiştirilecek bir olay değil. Bu yazımda etkili bir bakım için kullanabileceğiniz yöntemleri ve nasıl kullanabileceğinizi özetlemek istiyorum.

Diş fırçaları

Diş bakımının baş aktörü diş fırçalarıdır. Diş fırçaları ile dişlerimizin görünen yüzeylerine ulaşabiliriz. Hatta yemek sonrası yapılacak etkili bir fırçalama ile dişlerimizin üzerindeki artıkların çok büyük bir kısmını temizleriz.

Diş fırçaları çok çeşitli ve reklamlarda pek çok farklı özellik ön plana çıkarılıyor. Ben sizin için durumu daha basite indirgemek istiyorum. Benim için ideal diş fırçasında olması gereken özellikler, fırça kılları açılı olmayacak, kılların ucu yuvarlatılmış olacak ve fırça yüzeyi de düz olacak. Bundan sonrası uygun tekniğin kullanılması ki, işin esas önemli kısmı da bu. Bunun için diş hekiminizden bir 10 dakika ayırıp uygun tekniği öğretmesini rica edebilirsiniz. Fırça kıllarının sertliği de kullanım amacına göre farklılıklar gösterir. Ben şahsen sabahları normal sertlikteki diş fırçamı kullanıyorum, akşamları ise ultra yumuşak kıllara sahip bir fırçayla dişetlerine yönelik bir temizlik yapıyorum. Fırçanın kılları sert olursa diş ile dişetinin birleştiği bölgede temizlik yaparken dişetinizi acıtabilirsiniz, ya da acıtmamak için bu bölgede etkili bir temizlik yapamayabilirsiniz.

Elektrikli diş fırçaları da etkili diş temizliği için kullanılabilecek araçlar. Doğru kullanıldığı sürece ben kullanılmasında bir sakınca görmüyorum. Son geliştirilen bazı elektrikli fırçalar size ne kadar süre ile hangi bölgeleri fırçalamanız gerektiğini bile söylüyor artık.

Son olarak da asla ve asla bastırarak fırçalama yapmıyoruz. Bastırmak esas temizliği yapacak fırça uçlarının eğilerek fonksiyon görmesini engeller. Kuvvetimizi ayarlamak için size basit bir tüyo vereyim. Sanki domatesin kabuğunu fırçalıyormuş gibi bir kuvvetten bahsediyoruz, daha fazla değil.

Diş ipi

Diş fırçaları, dişlerimizin arasında biriken artıkları temizlemek için pek de uygun aletler sayılmazlar, çünkü bu alanlara ulaşamazlar. Bu bölgelerin temizliğini diş ipleriyle yapmalıyız.

Diş ipleri, diş fırçalarının bir numaralı tamamlayıcısı. İkisinden birinin eksik olması ağız bakımının da eksik olması anlamına gelir. Diş fırçasının ulaşamadığı diş aralarını temizleme görevi diş iplerinindir. Unutmayın ki en sinsi çürükler dişlerin aralarında olan çürüklerdir. Bunları ancak belirli bir hacime ulaştıklarında farkedebilirsiniz. Eğer düzenli diş hekimi ziyareti yapıyorsanız bu tip çürükleri çekeceğimiz röntgenlerde yakalayabiliyoruz. Ancak istenen elbette çürüğün hiç olmaması. İşte diş iplerinin esas görevi de bu. Diş aralarındaki artıkları temizleyerek, bu bölgelerde oluşabilecek çürüklerin önüne geçmek. Diş ipini kullanmanın da bir tekniği var elbette. Bunları da öğrenmeniz önemli.

Diş macunları

Diş macunları, fırçalama sırasında dişlerin üzerindeki plağı daha rahat ve etkili temizlemenize olanak sağlayan aşındırıcı partiküller içerirler. Bunun yanında diş yapısını asitlere karşı güçlendiren flor gibi kimyasallar da içerirler. Kullanım alanına bağlı farklı kimyasallar da içeriklerine eklenir. Diş macunlarını fırçalamaya yardımcı bir unsur olarak görebilirsiniz. Hangi macunun sizin için uygun olacağına karar veremiyorsanız hekiminiz size uygun bir macun önerecektir.

Ağız duşları

Ağız duşlarını, garagaralar ile karıştırmamak lazım. Pek çok kimsenin ağız duşlarını bildiğinden bile şüphem var aslında. Bunlar temel olarak elektrikle çalışan cihazlar. Bir nevi diş iplerine alternatif gibi düşünülebilirler. Bu cihazlar belli ayarda basınçlı suyla dişleri temizlemeye yarayan aletlerdir. Üzerinde bulunan hazneye su doldurup istediğiniz basıncı yakaladıktan sonra ucundan çıkan basınçlı suyun kuvveti ile diş aralarında biriken artıkları temizliyorsunuz.

Dil temizleyicileri

Dilimizin üzeri de aslında yemek artıklarını tutabilecek bir yapıya sahip. Dilimizin üzerini de düzenli olarak temizlemek, ağız kokusunun önüne geçmek için etkili yöntemlerden birisi. Dil temizleyicilerinin kullanımı da oldukça kolay. Özel tasarlanmış ucu ile dilinizin üstünü sıyırmanız yeterli.

Gargaralar

Ağız ortamında her daim mevcut olan bakterilere karşı kullanılan gargaralar kimyasal ürünler olduğundan biraz daha dikkatli kullanılması gereken ağız bakımı ürünlerindendir. Bu nedenle gargaraları kullanmadan önce hekiminize danışmanızı tavsiye ediyorum.

Düzenli diş hekimi ziyaretleri

Bütün bu anlattıklarımın yanında düzgün bir ağız bakımının en önemli elemanlarından birisi de düzenli diş hekimi ziyaretleridir. Bu şekilde hem ağız bakımını ne etkinlikte yaptığınız gözetim altında olur, hem de sizin fark etmenizin mümkün olmayacağı bazı problemler başınıza daha büyük sorunlar açmadan erkenden teşhis edilebilir.

Diş hekiminizin yapacağı profesyonel temizliği sizin evde yapabilmeniz olanaksız. Ayrıca röntgen cihazlarının yardımı ile dişleriniz ve çevre dokuları hakkında çok kıymetli bilgiler ediniyoruz. Çürük belirleyici solüsyonlar ya da ışık cihazları ile gözle görülemeyecek çürükleri ya da bakteri plaklarını ayırt edebiliyoruz. Çeşitli yöntemler ile çürük riskiniz belirlenebiliyor. Bütün bunlar erken teşhis ya da koruyucu yaklaşımlar için çok güçlü unsurlar. Bu olanaklardan faydalanabilmeniz ancak diş hekiminizi ziyaret etmenizle mümkün. Bunu alışkanlık haline getirin.

Bu arada, kürdanları ağız bakımı ürünü olarak saymadığımı farketmişsinizdir umarım...

Hepinize sağlıklı gülüşler...

www.disestetigiuzmani.com

www.atakanelter.com
Devamını Oku »

Friday, August 1, 2014

Sünnet Hakkında..



Bugüne kadar yapmış olduğum 5000'i aşkın sünnet operasyonundan edindiğim tecrübelerden, sünnet konusunda dikkat edilmesi gereken noktaları ve tavsiyelerimi, hazırlamış olduğum bu site ile, aktarmaya çalışacağım.


Öncelikle sünnetin cerrahi bir işlem olduğu, uzman bir hekim tarafından tıbbi ve steril koşullar altında yapılması gerektiği kesinlikle unutulmamalıdır.

Sünnet işleminin, sünnet olacak çocuğa kesinlikle bir "KESİM" olmadığı ifade edilmelidir.Bunda sayılamayacak kadar çok faydalar vardır.


Son yıllarda Ailelerin sünnetin önemini kavradığını fark etmekteyim.Aileler sünnetten önce gelip, sünnetin hangi yöntemle,nasıl yapılacağı konusunda bilgiler almaktadırlar.Sünnet olacak çocuk, korkusunu yenebilmesi için operasyonu yapacak Doktor ile tanıştırılmalıdır.Biz bunu ailelere mutlaka tavsiye ediyoruz.


Sünnet operasyonu maalesef halen çok speküle edilmektedir.Biz Laser ile sünnet ediyoruz diyerek,elektrokoter kullananlar vardır.Oysaki Sağlık Bakanlığı 1987-1988 yıllarında bu tip işlemleri yasaklamıştır.


Toplu yapılan sünnetlerde steril koşulların yeterince sağlanamaması gibi nedenlerden dolayı, toplu sünnetlere rağbetin gün geçtikçe azaldığını gözlemlemekteyim.


Son söz olarak; sünnete, sünnet sonrası yapılacak törenlerden (sünnet düğününden) daha fazla önem verilmesini, ailelere tanımadıkları kişilere güvenmeyerek, uygun olmayan ortamlarda yavrularının hayatını riske atmamalarını tavsiye ederim.
Op.Dr.Şefik ERŞAN
(Copyright©2008 Bu sitenin tüm hakları Op.Dr.Şefik Erşan'a aittir.)
Devamını Oku »

Diş Yaptırmaktan Korkmayın!



Genel olarak birçok kişi çocuklukta yaşadığı kötü tecrübeler sonucu diş hekimine gitmekten korkar. Bunda biraz da anne-babaların çocuklarını “yaramazlık yaparsan sana iğne yaptırırım” şeklinde korkutmasının payı büyük. Bu yüzden iğne korkusu birçok kişinin daha küçük yaşta içine sinmiştir. Elbette diş hekimine gittiğimizde diş hekiminin en büyük yardımcısıanestezidir.

Diş hekimi hastasına tedavi yapacağı bölgeye anestezi yaparak uyuşturmak ister, maalesef bizim çocukluktaki kötü tecrübelerimiz veya işittiğimiz sözler bilinçaltını etkilediği için ortaya şiddetli bir reaksiyon çıkar. Bu kimi zaman korku, kimi zaman da aşırı tepkiler ve hatta bayılmalara kadar gider. Ancak günümüzde, modern diş hekimliğinde oldukça ilerlemiş olan çocuklara davranış bilimi, anne ve babanın da hekim tarafından eğitilmesi ile çocuğa yapılacak tedavilerin daha kolay yapılmasını sağlar. Yine de ihtiyaç duyulduğunda bazı vak’alarda örneğin birçok dolgunun ve diş çekiminin gerekli olması veya hastanın bazı özel durumu nedeni ile büyük küçük demeden hastaya sedasyon veya genel anestezi altında işlemler yapılabilir.

Sedasyon bir tür hafif genel anestezidir. Günümüzde çok sık kullanılmaktadır. Genel olarak herhangi bir zararı yoktur. İşlem sonrası hasta hiçbir şey hatırlamamakta, çabuk uyanmaktadır. Bu tip anestezi daha çok erişkinlerde uygulanmaktadır. Genel anestezi ise daha çok çocuklarda gerekli olduğunda bazen erişkinlerde kullanılır. Genel anestezide de hasta işlemden sonra birkaç saat içinde uyanıp, evinde dinlenir. Her iki işlem de günümüzde çok kolay ve basittir.
Devamını Oku »

Neden Spor Yapmalıyız?



Neden spor yapmalıyız?
Spor yapmanın öncelikli nedeni sağlıklı olmak daha sonra da estetik görünümdür.Sağlık amacı güdülmeden yapılan sporla elde edilen kazançlar sadece kısa süreli estetiksel bir görünümden ibaret olacaktır. Çünkü bu şekilde yapılan spor sonucu ya dahili ya da ortopediksel bir rahatsızlık ortaya çıkacak ve spor yaşamınıza son vermek durumunda kalacaksınız. Bununla beraber kazanmış olduğunuz estetiksel görünüm kısa süre içerisinde kaybolacaktır.

Sporu her zaman uzun vadeli olarak düşündüğünüz takdirde sonuç alabilirsiniz. Yemek yemek vücudunuz için ne kadar gerekli bir ihtiyaç ise spor yapmakta günümüz dünyası için o kadar gereklidir. Gün geçtikçe ilerleyen teknolojinin insanların hareketsiz kalmasıyla doğru orantılı olarak ilerlediği herkes tarafından bilinmektedir. Artık günümüzün çoğunu masa başında oturarak, araba kullanarak ya da herhangi bir taşıtla seyahat ederek geçiriyoruz. İşte bu durum insanın fiziksel görünümüne etki eden en önemli etkenlerden biridir.

Hareketsizlik ve pasif yaşam tarzı, vücut kas kitlesinde azalmaya, metabolizma hızında yavaşlamaya yol açar. Bu iki durumun sonucunda da dahili rahatsızlıklar ortaya çıkabilir. Vücut yağ oranında da yükselmeler meydana gelebilir. Bu durumu engellemenin bir yolu hareketli yaşamdır, spor yapmaktır. Bunun için yapmanız gereken şey ise gün içerisinde az da olsa kendinize zaman ayırıp düzenli ve bilinçli bir egzersiz programını takip etmek olacaktır.
Devamını Oku »

Dengeli Hamilelik Beslenmesi



Hamilelik bir bayanın hayatında tadabileceği en büyük zevklerden biridir. Bu özel ve hassas dönemisağlıklı ve keyifli geçirmek için annelerin bilinçli ve duyarlı olup beslenmelerine dikkat etmeleri, yeni yaşam koşullarına uygun bir yaşam stili geliştirmeleri çok önemlidir.

Tek bir hücreden mucizevi bir şekilde gelişen bebeğin sağlığı için hem anne hem de bebeğin yeterli ve dengeli beslenmesi her ay artan önem kazanmaktadır. Hücrelerin inşasında ana rol oynayan protein kaynaklarının dengeli bir şekilde, doğru miktarlarda, iyi kaliteli besinlerle tüketilmesi, gerekli vitamin mineral desteklerinin sağlanması, sağlıklı yağ kaynaklarından ihtiyacı doğrultusunda günlük ihtiyacın karşılanması ve yine glisemik indeksi dengeli karbonhidratlarca zengin beslenmesi gerekmektedir.

Öte yandan pek çok annenin bu dönemde artan enerji ihtiyacını karşılamaya yönelik aşırı besin tüketmesi gereksiz kilo alımlarına neden olabilmektedir. Bu dönemde sağlıklı ürünlerin harmonize bir şekilde diyete eklenmesi önerilir. Örneğin hamur işleri kişileri kalori tuzağına düşürebilecekken doğru besin kombinasyonları ile anne ve bebek için yarar sağlar hale dönüştürülebilir. Ayrıca iştah artışlarının kontrolünde önemli olan kan şekeri hızlı yükseltmeyen, tokluk hissini artıran ve tat duyularını şımartan şekilde beslenmektir. Bunun için besin seçimlerinizde aşağıdaki besinlere ve önerilere dikkat etmelisiniz.

Yulaf: Sabah kahvaltılarında tükettiğimiz ancak hamur işlerine de çok yakışan yulaf tokluk hissi sağlama, kan şekerini dengeleme, vücudun arınmasına destek olması gibi özellikleri yanında yoğun antioksidan içeriği ile LDL kolesterolü serbest radikal denilen zararlı maddelerin etkilerine karşı koruyarak kalp hastalığı riskini azaltıcıdır. Ayrıca özellikle menopoz sonrası dönemde yüksek kolesterol sorunu olan, yüksek kan basıncına sahip olan veya diğer kardiovasküler hastalık belirtileri bulunan kadınlarda yulaf gibi tam tahıl ürünlerini tüketmenin yararlı etkileri bulunmaktadır. Kalsiyum, magnezyum, demir, fosfor, manganez, B5 vitamini ve folik asit içeren yulaf hamilelik döneminde sıklıkla tüketilmesi gereken karbonhidrat kaynaklarındandır. Yulaf aynı zamanda iyi bir selenyum kaynağıdır. Selenyum vücut için önemli bir antioksidandır, astım ve kalp hastalıklarına karşı koruyucudur, DNA tamiri ve özellikle kolon kanseri olmak üzere kanser riskini azaltabilir.

Yulafı kahvaltı öğününde süt veya yoğurdunuzla birlikte içine taze veya kuru meyve ekleyerek tüketebileceğiniz gibi, yulaftan çorba yapabilir, pişirdiğiniz ekmeğinize, kek, kurabiye, poğaça ve böreklerinize, hazırladığınız köftelerinize ilave edebilirsiniz.

Kepek: Hamilelik döneminde ideal referans aralık dahilinde kilo almak anne ve bebeğin sağlığı için önemlidir. Bu dönemde bayanların fazla yemeyi kendilerine hak olarak görmeleri, canlarının her çektiğini çift kişilik tüketme eğilimi pek çok kronik hastalığa davetiye çıkarabilir. Bu nedenle sağlıklı seçimler yapmak, oluşabilecek kabızlık sorunlarının da önüne geçmek için tam tahıllı ve kepekli ürünleri tercih etmenizi tavsiye ederiz.

Badem: Kalsiyum, magnezyum, potasyum, çinko, folik asit, B vitaminleri, E vitamini, omega 3 ve 6 yağ asitlerinden zengin, iyi bir bitkisel protein kaynağıdır. Mide asidini azaltabilir, antioksidan koruma sağlayarak damar sağlığında etkilidir. 6 ay süren çalışma sonuçlarına. Göre diyetinde makul oranlarda badem tüketenlerin tüketmeyenlere oranla %62 oranında daha fazla kilo kaybedebildiği, yağ kaybında ise %56 daha yüksek yağ kaybı gözlendiği bildirilmiştir. Bu lezzetli ve faydalı besini diyetinize eklemeli ancak yağlı tohum olduğu için yüksek kalorisiyle makul porsiyonlarda tüketmelisiniz.

Ceviz: Yine bir diğer sağlıklı yağlı tohum da cevizdir. Kalsiyum, magnezyum, çinko, potasyum, folik asit, C ve E vitaminleri, omega 3 ve 6 yağ asitlerini içeren kaliteli bir protein kaynağı olan ceviz besinsel içeriği ile metabolizmayı da hızlandırıcı rol oynayabilmektedir. Hücre bölünmesinde, genetik yapının oluşmasında önemli rol oynayan folik asit, bebeğin merkezi sinir sisteminin gelişimi için gerekli bir maddedir. Yetersizliğinde doğumsal gelişim bozuklukları görülme riski artabileceğinden her gün folik asitten zengin beslenmek gerekir. Ceviz de iyi bir folik asit kaynağı olarak makul miktarlarda tüketilmelidir. Antioksidan içeriği ile damar ve kalp sağlığı için önemlidir. Beyin gelişimi açısından önemli diğer elementler; çinko, demir ve kalsiyumdan zengin olan cevizi ara öğünlerde, tahıllı kahvaltılarınızda, hamur işlerinizde, yemeklerinizde dahi kullanabilirsiniz.

Kuru kayısı: Potasyumun zengin kaynaklarından kayısı yazın taze kışın kuru olarak düzenli olarak tüketilmesi önerilen bir besindir. Besleyici, sindirim sorunlarına yardımcı; stresi, kansızlığı önleyici özellikleri faydalı olan kayısı yağ yakma üzerinde metabolizmayı destekleyici olarak görev yapmaktadır. . Öte yandan lifli besinlerin kan şekerinin dengeli yükselmesini sağladıkları, zararlı maddelerin bağırsakta kalma süresini kısalttıkları için tokluk hissini sağlamada da faydalı oldukları saptanmıştır.

Kayısılar renklerinin açılması için taze iken kükürtlenerek kurutulmaktadır. Ancak organik ürünlerde renk açıcı olarak kükürdün kullanımına izin verilmediğinden organik kayısılar kükürtlenmeksizin kurutulur ve bundan dolayı renkleri sarı olmayıp tamamen doğal kurutma rengine sahiptir. Hamilelik döneminde ve her zaman organik kuru meyveleri tercih etmelisiniz.





Pekmez: Besleyiciliği olmayan, kişilere ekstra kalori yükü getiren sofra şekeri hamilelik döneminde uzak durulması gereken besinlerden biridir. Kişilerin tatlı ihtiyaçlarını daha doğal yollardan karşılamaları, meyve, kuru meyve veya bal/pekmez ile hazırlanmış sütlü tatlıları tercih etmeleri önerilir. Üzüm, dut, keçiboynuzu ve andız gibi farklı türleri de bulunan pekmez türlerinden özellikle üzüm pekmezi hamilelikte, dut pekmezi ise bebeğin sağlıklı gelişiminde önemlidir. Pekmez içeriğindeki vitamin ve mineraller ile oldukça yoğun besleyiciliğe sahiptir doğal tatlandırıcı olarak kullanılması önerilir.

Günlük kalsiyum, demir, potasyum ve magnezyum gereksiniminin büyük bir kısmını karşılayabilecel zenginlikte olan pekmez, emilim oranlarının yüksek olması nedeniyle hamile ve emziklilerin diyetinde yer alması önerilen bir besindir. Öte yandan iyi bir krom kaynağı olması da pekmeze özgü eşsiz bir özelliktir. Bu sayede kan şekerinin dengelenmesinde faydalıdır bud a hamilelik dönemi için son derece faydalıdır.

Protein yeni hücrelerin inşaasında önemli olduğu için hamileliğin olmazsa olmazlardandır.

Doku gelişimi kadar savunma sisteminin güçlenmesi için de önemli olan proteinler temel enerji gereksinimlerinin çoğunu karşılamalıdır. Bunun için mutlaka süt ve süt ürünleri, et, tavuk, balık, yumurta, kurubaklagil kaynakları hergün gerekli miktarlarda alınmalıdır.

Total yağ alımınızı kontrol edin, doymuş yağları azaltın, Omega 3 tüketiminizi artırın.

Yağ, vücutta pek çok işlevsel özelliği ile önemli görevlere sahiptir. Ancak özellikle yaşamın özel evrelerinden biri olan hamilelikde çok daha büyük önem taşır, tabii kontrol miktarlar ve ideal seçimler olmak şartıyla. Hayvansal kaynaklı besinler, hazır gıdalarda bolca bulunan doymuş yağlardan uzak durmalı, daha çok omega 3 almalısınız. Bunun için besin hijyenine dikkat ederek hem bitkisel hem de hayvansal kaynaklara ağırlık vermelisiniz. Omega 3 yağlı balıklarda (sardalye, ringa, somon, ton, uskumru), ceviz, badem, soya filizi, kurufasulye, soya fasulyesi, nohut, keten tohumu, kuş üzümü ve yeşil yapraklı sebzelerde, omega-3 ile zenginleştirilmiş veya omega-3 / omega-6 dengesi sağlanmış ürünler de bulunmaktadır. Ancak hamilelikte balık seçimlerinde dikkatli olunmalı, civa ihtima etme riski bulunan köpek balığı, kılıç balığı ve karides gibi deniz ürünlerinden, midyeden uzak durmaları önerilir.

Günde 5-9 porsiyon sebze meyve tüketmeye çalışın.

Sebzelerdeki antioksidanlar (A, C, E vitaminleri ve selenyum gibi mineraller, oligosakkaritler, alkol ve fenoller gibi bazı maddeler) hastalıklara karşı vücudun savunma mekanizmasını güçlendiriyor. Ayrıca sebzeler, içerdikleri posa ile bağırsak faaliyetlerine yardımcı olurken kabızlığı engelliyor ve uzun süre tok kalmamızı sağlıyor. Bu nedenle her yetişkin birey gibi anne adayları da her öğünde sebze ve veya meyve grubuna yer vermelidirler. Özellikle folik asit kaynağı yeşil yapraklı sebzeler tercih edilmelidir. Burada hamileler için en önemli kural çeşitlilik sağlamak ve mevsiminde olanları tercih etmektir.

Berrin Yiğit
Beslenme ve Diyet Uzmanı
www.berrinyigit.com
Devamını Oku »

Sağlık-Sen’den toplu istifalar sürüyor

Memuru 2014 yılında zarara uğratan memur-sen’den istifların ardı arkası kesilmiyor..Temmuz ayında zamsız maaştan haberi olmayan memur-sen üyeleri,Temmuz ayında memur maaşlarına zam yapılmayacağını öğrendiğinde toplu istifa etmişlerdi..Şimdi aydında sağlık-sen üyeleri topluca istifa ettiler..
Şaibeleri ile Aydın Kamuoyunun gündemine giren Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer üyeleri üzerindeki baskı ve tehditlerini sürdürürken bu şaibelere bir yenisi daha eklendi.



Sağlık-Sen’den istifa ederek ayrılan sağlık çalışanları üzerinde baskılarını yoğunlaştıran sendika yönetimi, Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’ni istifalardan sorumlu tutarken gerçeğin hiç de öyle olmadığı ortaya çıktı.



Kendi istekleri ile Sağlık-Sen’den ayrılan sağlık çalışanları, istifa gerekçelerini sendikanın açtığı davanın kaybedilmesine bağlarken, yaklaşık 1500 TL ceza ödemek durumunda kaldıklarını belirttiler.



İddialara göre Sağlık-Sen Aydın Şubesi, Atatürk Devlet Hastanesi SSK kurumuna bağlı iken sigortalı çalışan 200-250 arasındaki sağlık persenelinin fazla mesai ücret farklarının SGK’dan tahsil edilmesi için her üyeden 140 TL para toplayıp dava açtı. Aydın 1. İdari Mehkemesi’nde açılan dava kaybedilince sendika üyeleri de 1200 TL avukatlık vekaleti ve 18.50 TL yargılama giderini işleyen faiziyle birlikte ödemek mecburiyetinde kaldı.



Davayı kaybeden üyelerin çoğu Sendika Yönetimi’nin yaptığı bu yanlış tutumuna karşı tepkisini istifa ederek gösterdiler. İstifalar karşısında zor durumda kalan Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer, üyeler üzerinde baskı kurmaya başladı. Bir başka sendikaya üye olanlar üzerinde siyasi baskı kurup gözdağı verdi. İstifa gerekçelerini ise Hastane yönetimi ve Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği’nin üzerine yıkmaya çalıştı. Girişilen karalama kampanyaları ile Sendika Genel Merkezi ve siyasiler de “Hastane Yönetimi ve Kamu Hastaneleri Genel Sekterliği üyelerimizi baskı ile istifa ettiriyor” şeklindeki söylemlerle yanıltılmaya çalışıldı. Ancak, istifaların gerçek nedeninin kaybedilen davalar olduğu ortaya çıktı.



Öte yandan aynı konuda Türk-Sağlık Sen Aydın Şubesi de 78 üyesi için dava açtı ancak davanın kaybedileceği anlaşılınca, sendika avukatı aracılığıyla davalar geri çekildi ve üyelerini 1500 TL ceza ödemekten kurtardı.



3 TON MAZOT NEREDE?



Aydın Atatürk Devlet Hastanesi içinde yapılanan “paralel yapı”nın, “ruhsatsız yapılıyor” şikâyeti ile durdurulan ve ruhsat işlemi tamamlandıktan sonra yeniden yapımına devam edilen Atatürk Devlet Hastanesi Ek Bina inşaatının temelinin atıldığı yerde bulunan yakıt tankeri içindeki 3 tona yakın mazotun akibetinin ne olduğu bilinmiyor. Yakıt tankı içindeki mazotun satılarak girişinin hastane kayıtlarına yapılmadığı iddia edilirken, iddialara Hastane Yönetimi’nin açıklık getirmesi bekleniyor. Satılan mazot hastane kayıtlarına girmiş midir? Girdiyse kaç para girmiştir? Merak edilmektedir.



VAKIFLARA BAĞIŞ



Bir başka iddia şöyledir: Sağlık-Sen Aydın Şube Başkanı A. Baki Karaer’in sendikanın mali imkânlarını kendi imkanıymış gibi Aydın’da faaliyet gösteren bazı vakıflara aktardığı iddia edilmektedir. Vakıf kuruluşlarına sağlanan maddi yardım ile vakıf yöneticilerini Aydın Valiliği’ne gönderilip sendika başkanı hakkında devam eden soruşturmaların üzerinin örtülmesi ve hakkında olumlu intiba yaratılmaya çalışılması girişiminde bulundukları iddia edilmektedir.
Devamını Oku »

Norveçli Doktordan GAZZE mektubu



Gazze’deki Şifa Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinde görev yapan 67 yaşındaki Norveçli cerrah Mads Frederick Gilbert, Middle East Monitor’de yayınlanan açık mektubunda, ABD Başkanı Barack Obama’yı Şifa Hastanesi’nde bir gece geçirmeye davet etti.

İŞTE DOKTOR GİLBERT’İN MEKTUBUNDAN SATIRBAŞLARI:

‘Sevgili arkadaşlar, Dün gece aşırı bir noktadaydı. Gazze’ye yönelik kara harekatı sonucunda araçlar dolusu parçalanmış, kanayan, ölen, her yaştan, sivil, masum Filistinli geldi. Ambulanslardaki kahramanlar (son 4 aydır maaş alamıyorlar) insanlık dışı bir iş yükünün altında, insanlara yardım etmeye çalışıyor… Bir kez daha ‘dünyanın en ahlaklı ordusu’ tarafından hayvan muamelesi gören insanlara…

“FİLİSTİN DİRENİŞİ BANA GÜÇ VERİYOR”

Yaralılara, iş arkadaşlarıma büyük bir saygı duyuyorum. Filistin ‘direnişi’ bana güç veriyor, her ne kadar bağırmak, birine sarılmak, ağlamak, kana bulanmış bir çocuğu koklamak istesem de…

“TEMİZLİKÇİLER ÖLÜLERDEN ARTA KALANLARI SÜPÜRÜYOR!”

Toza bulanmış yüzler. Yo Hayır! Daha fazla kanayan yaralı gelmesin, hala acil servisinin yerinde kan gölleri var, kanlı sargı bezleri her yerde, temizlikçiler kan birikintilerini, dokuları, saçları, giysileri, ölülerden arta kalanları süpürüyor, tekrar hazırlanmak için, herşeyi tekrar etmek için.

“BURADAKİ KAHRAMANLAR HİÇBİR ŞEYDEN ŞİKAYET ETMİYOR…”

Sadece son 24 saatte 100′den fazla vaka geldi Şifa’ya. Her şeyi olan en deneyimli hastaneye bile yetecek kadar, ama burada.. Hiçbir şeyimiz yok: Elektirik, su, ilaç, ekipman… Her şey paslı ve geçmiş hastane müzelerinden alınmış gibi görünüyor. Ama buradaki kahramanlar hiçbir şeyden şikayet etmiyor…

Bu satırları size yazarken yatağımda yalnız başıma gözyaşı döküyorum, sıcak ama işe ayaramayan acının, öfkenin ve korkunun gözyaşlarını. Bu yaşanıyor olamaz!

Ama sonra, şimdi, İsrail’in savaş makinesi acımasız senfonisine yeniden başlıyor, gemilerden top salvoları sahile düşüyor, F-16′lar kükrüyor, İHA’lar (insansız hava aracı) ve Apache’lerin gürültüsü. Hepsi ABD’de tarafından üretilmiş ve ödenmiş.

“BAY OBAMA SİZİN KALBİNİZ VAR MI?”

Sizi, bir gecenizi, sadece bir gecenizi bizimle Şifa’da geçirmeye çağırıyorum. Belki hademe kılığında gizlenirsiniz. Yüzde yüz eminim, bu tarihi değiştirecektir.

Kalbi ve gücü olan hiç kimse bir geceden sonra Şifa’dan, Filistin halkına yönelik katliamı bitirmeye karar vermeden çıkamaz. Ama kalpsiz ve vicdansızlar hesaplarını yaptılar ve Gazze’ye yönelik bir başka katliam planladılar. Kan nehirleri bu akşam da akmaya devam edecek. Ölümün araçlarını harekete geçirdiklerini duyabiliyorum.

Lütfen. Yapabileceğiniz herşeyi yapın. Bu daha fazla süremez.

PROFESÖR DOKTOR MADS GİLBERT
Devamını Oku »